ZEKÂ GELİŞİMİ ve BESLENME

İsmail Hakkı Tekiner






ZEKÂ GELİŞİMİ ve BESLENME

 

Sevgili Okuyucularım

Dâhiler ne yerdi?” başlıklı son yazımızdan sonra çevremizden çok sayıda geri bildirimler aldık. Bunlardan birisi de; İstanbul Aydın Üniversitesi Eğitim Fakültesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümü Öğretim Üyesi ve Üstün Zekâlı Çocuklar Okulu sorumlularından Yrd. Doç. Dr. Ayşin Kaplan Sayı’ dan geldi. Dr. Sayı, zekâ gelişiminde BESLENMENİN rolüne değinmemizi tavsiye edince;  Fatih Üniversitesi Tıp Fakültesi Diyet Uzmanı ve Doktora arkadaşım Hayrettin MUTLU ile birlikte bu konuyu kaleme almaya karar verdik.


Tüm Üstün Zekâlılar Derneği’ nin web sitesine baktığımızda zekâyı etkileyen faktörlerin biyolojik ve çevresel olarak iki grup altında toplandığını gördük. Başlıcaları; genetik (kalıtsal) miras, beslenme ve bakım koşulları,  doğum öncesi dönemde ana rahmi, kent ya da kır yaşamı, ait olduğu çevre yani insanlar ve elbette toplum… Dikkatimizi çeken ifadeler ise şunlardı: çocuğun zekâsı çevrenin etkisini aşabilmektedir. Çocuk ne kadar çok zekiyse çevrenin etkisi o kadar azalmaktadır… Dünya’ya gelen bireyin beraberinde getirdiği saklı potansiyellerin gelişim sınırının, büyük ölçüde genetik mirası ile tayin edildiği, araştırmalara göre; biyofiziksel özellikler, biyokimyasal özellikler ve zekâ gücünde kalıtımın oldukça söz sahibi olduğu ifade edilmektedir.


Diğer kaynakçalara baktığımızda, zekâ gelişiminin belirttiğimiz baskın unsurların dışında başka faktörler tarafından da desteklendiğini gösteren bilgilere rastladık. Bunlar arasında birisi de beslenme idi. Hepinizin bildiği üzere gıdalar, canlı yaşamında sayısını belki de asla öğrenemeyeceğimiz farklı biyokimyasal reaksiyon zincirlerinin tıpkı domino taşlarının birbiri ardına yılması gibi gerçekleşmesinde görev almaktadır. Enerji kaynağıdır. Yapıcı, onarıcı ve düzenleyici fonksiyonları bulunmaktadır. Bu sebeple beslenmenin insan yaşamı ve sağlık üzerindeki rolünü Tıp Bilimleri ve bu alandaki uzmanlar sıklıkla ifade etmektedirler.


Yıllar önce çıkan bir haberde protein ağırlıklı beslenen toplumların IQ seviyelerinin karbonhidrat ağırlıklı beslenen toplumlara göre daha yüksek olduğu belirtiliyordu. Araştırma Birleşmiş Milletler tarafından yapılmıştı. Hatırlıyorum da; ODTÜ Öğretim Üyelerinden Prof. Dr. Lemi Türker derslerinde biz öğrencilere her gün hiç olmazsa bir ufak ölçek kaliteli zeytinyağı içmemizi ya da tüketmemizi tavsiye ederdi.


Dr. Elif N. Özmert’ in (Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Dergisi 2005; 48: 179-195) makalesinde gelişen beyni etkileyen faktörler arasında yeterli protein ve enerji, yeterli mikronütrientler (vitaminler ve mineraller), iyot, folik asit, esansiyel yağ asitleri sayılmaktadır. R. Özmert’ in ifadesiyle beslenme beynin temel olarak iletimin hızını belirleyen myelinizasyonu etkilemektedir. Myelinizasyonun önemli ölçüde postnatal 18 aylık dönemde gerçekleşmektedir. Nöronal aksonal hücrelerin etrafını saran miyelin tabakası aksonal iletimi hızlandırmaktadır. Etkin miyelinizasyon için yüksek konsantrasyonda yağ asidi nervonik ve lignoserik içeren sfingomyelin ve serebrosid depolanması gerekmektedir.


Gelişimin erken dönemlerinde sinir sisteminde hücresel büyüme ve bölünme için uzun zincirli poliansatüre yağ asitleri gereklidir. Bu nütrientlerde en çok ANNE SÜTÜNDE bulunmaktadır. İleri dönemlerde et, tavuk, balık ve yumurta tüketilmelidir. Sebzeler, meyveler ve yoğurt, peynir gibi fermente süt ürünleri, DHA ve EPA’ca zengin omega-3, demir ve folik asitçe zengin gıdalar, tam tahıllar ve baklagiller vd.


Hiç anne karnında ki ceninin vücut oranları dikkatinizi çekti mi? Baş kocamandır… Hiç antik dönem heykellerine dikkatle baktınız mı? Düşünülerin, devlet adamlarının, bilim insanlarının; kısaca kalıcı eserler bırakan ve potansiyelleri bir şekilde fark edilen kişilerin alınları geniştir. Bunun tam tersi olacak şekilde fiziki görünümü güçlü olan, geniş omuzlara ve abartılı kaslara sahip heykellerin ise alınları dardır. Binlerce yıl önce estetik sanatın mirası olarak günümüze gelen bu detayı şimdi anladınız mı?


Sanıyoruz ki bu konuya önümüzdeki haftalarda tekrar farklı perspektiflerden değineceğiz. Örneğin, güzel sanatlar ve müzik ile zekâ gelişimi arasında bir ilinti var mıdır? Ve diğer faktörler…


Sonuç olarak, her insanın sağlıklı, güvenli ve yeterli miktarda gıdaya ulaşması bir İNSAN hakkıdır. Dünya’ya ve ülkemize baktığımızda bu sloganın maalesef lafta kaldığını görüyoruz. Hakkınızı savunun! Çünkü bu konu, politikacılara, gıda takviyelerine ve bunların bilinçsiz kullanımına bırakılamayacak kadar önemli bir beka sorunudur.


Yakın zamanda tekrar buluşana kadar esenlikle kalın…

 

İsmail Hakkı TEKİNER1 ve Hayrettin MUTLU2

1İstanbul Aydın Üniversitesi Gıda Mühendisliği Doktora Programı

2Başkent Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Doktora Programı

 

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız: http://www.diyetonline.com/Ismail_Hakki_Tekiner-yazar-274.aspx

YORUMLAR
Ad Soyad  
Rumuz  
Yorum    
Görüntülenecek veri yok

Diğer Makaleler

Powered By Nar Bilişim