TÜRKİYE'de GIDA GÜVENLİĞİ SORUNU

İsmail Hakkı Tekiner

Sevgili Okuyucularım,

 

Dünya’da ve ülkemizde kamuoyuna taşınan haberler sayesinde insan sağlığını direkt ilgilendiren bu önemli konu hakkında güncel gelişmeleri takip edebiliyoruz. Yazılı ve görsel medya dikkati çekebilmek için “ŞOK GELİŞME”, “SICAK GÜNDEM” ve “FLASH HABER” gibi sloganları kullanarak sunumlarını yapıyor. Ancak, “Gıda Güvenliği” alanında ülkemizdeki mevcut durumu gündeme taşıyan tüm haberleri bir de akademik açıdan analiz ettiğimizde mesajların yalnız tüketiciler için değil, sorumluluk taşıyan tüm kurumlar için hedefine pek ulaşmadığını görüyoruz.

 

            Gıda Güvenliği Derneğinin 2008 yılında 17 ilde 12 bölgede çoğunluğunu bayanların oluşturduğu 18-64 yaş arası 661 kişi ile yapmış olduğu “Türkiye’de Gıda Güvenliği Bilgi Düzeyi Anketi” şaşırtıcı sonuçlar ortaya koymuştur. Anket sonucu Türk Halkının sağlıklarının gıdalar ile bozulabileceğini bildiğini ortaya koymuştur. Üstelik Türk Vatandaşları başlarına gelme ihtimali en yüksek olan potansiyel risk olarak; (a)Trafik Kazası (%88) ve (b) Sağlıklarının gıdalar ile bozulabilmesini (%86) görmektedir.

 

            Ülkemizde Gıda Güvenliğinin çerçevesini tanımlayan yönetmelikler; Devlet Kurumları bulunmaktadır. Üniversitelerimizde, Ziraat Fakülteleri, Gıda Mühendisliği ve Beslenme Diyetetik Bölümleri akademik olarak mevcuttur. Sivil Toplum Örgütleri üzerlerine düşeni yapmaya çalışmaktadır. Tıp Fakülteleri ve Sağlık Bilimleri benzer ya da çok ilişkili yan dallarda hizmet vermektedir. Hepsinden önemlisi Türk Tüketici 2008 yılı anket sonuçlarına göre başına gelebilecek en riskli iki tehditten birisi olarak gıda güvenliği sorunlarını algılamaktadır.

           

2009 yılı verilerine göre Türkiye’de gıda güvenliğine uymamak nedeniyle ortaya çıkan sağlık sorunları arasında 25 bin Tifo, 28 bin Dizanteri, 510 bin Mide-Barsak Enfeksiyonu, 18 bin Hepatit A, 12 bin Malta Humması vakası rapor edilmiştir. Gıda zehirlenmesi yüzünden ölümlü vakası sayısı ise 2001 yılı itibariyle 324 olarak bildirilmiştir. Kronik toksisite teşhisiyle tıbbi tedavi gören hasta sayısı ise bilinmemektedir.

 

Diyaliz Merkezi Sayısı Çığ Gibi Artmaktadır! Türkiye'de diyaliz hizmeti alan hasta sayısı 45 bin; Diyaliz merkezi sayısı 750; AB ülkelerinde böbrek hastası sayısının nüfusa oranı %8; Türkiye'de tahmini hasta sayısı 5 milyon 600 bin kişi ve Her yıl bu rakama 7.000 kişi ekleniyor. Bu artışın diyabet ve hipertansiyon dışında etkin sebeplerden birisi sağlığa uygun olmayan gıda tüketmektir. Hiç kimse olanların farkında değil!

 

Türkiye'de gıda sanayiinin en az yarısı kayıt dışı faaliyet göstermektedir. Bazı kaynaklar bu oranın daha yüksek olduğunu iddia etmektedir. Gerisini artık siz düşünün!

           

Pekâlâ, gıda güvenliği konusunda ülkemizde sorun neden devam etmektedir? Bu konuda siz Değerli Okuyucularımı bilgilendirmeye devam edeceğim.

 

Üçüncü yazımda buluşana kadar esenlikle kalın.

 

İsmail Hakkı TEKİNER

 

İstanbul Aydın Üniversitesi

Gıda Mühendisliği Bölümü Doktora Programı

Alexander von Humboldt Vakfı Gıda Güvenliği Genetik Araştırma Laboratuarı

 

 

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız: http://www.diyetonline.com/Ismail_Hakki_Tekiner-yazar-274.aspx

YORUMLAR
Ad Soyad  
Rumuz  
Yorum    
Görüntülenecek veri yok

Diğer Makaleler

Powered By Nar Bilişim