Obezite ve Zayıflamak ve Daha Bir Çok Şey..!

Elif Keskin Dinçerler
 Obezite ve Zayıflamak ve Daha Bir Çok Şey..!

 

Obezite bedenin yağ kitlesinin oranının yağsız kütleye göre artması sonucu vücut ağırlığının istenilen düzeyin üstüne çıkmasıdır. Günlük hayatımızı idame edebilmemiz, yaşamsal fonksiyonlarımızı sürdürebilmemiz için belirli bir enerjiye ihtiyacımız vardır. Bu enerjiyi tükettiğimiz besinlerden alırız. Besinlerden alınan enerjiyi ihtiyaçlarımıza harcarız. Hormonal, sinirsel, fiziksel ve kimyasal mekanizmalarla enerji alımı ile harcaması arasında denge kurulmakta ve vücut ağırlığı sabit tutulabilmektedir. Bu denge bozulursa benden ağırlığı değişir. Harcanan enerji alınan enerjiden azsa, kilo almaya; harcanan enerji alınan enerjiden fazlaysa, kilo vermeye başlarız.

 

Vücut ağırlığının artması, arzu edilen düzeyin üzerine çıkması, bel çevresinin genişlemesi, hiperlipidemi, hipertansiyon, koroner kalp hastalıkları ve diyabet riskini ve bunların bütününe verilen adıyla metabolik sendrom riskini arttırmaktadır. Obezite yüzünden eklem rahatsızlıkları ve safra kesesi hastalıkları oluşabileceği gibi, nefes alıp vermekte güçlük, hareket etmede zorluk çekilmesine de neden olur. Obezite bireyin hayat kalitesini ve süresini azaltan bir durumdur.

 

Obezite çağımızın en büyük sağlık sorunlarından biri haline gelmiştir. İnsanların besin kaynaklarına çok rahat bir şekilde ulaşmaları, bu sırada besin seçeneklerinin oldukça fazla olması buna ilaveten yükselen hayat standartları obezite sıklığını arttırmaktadır. Bizden birkaç kuşak öncesinde insanlar fiziksel bir güç harcayarak hayatlarını kazanmak zorundaydılar. Bu da onların ortalama günlük harcadığı enerji düzeylerinin şu anki duruma kıyasla daha yüksek olduğu anlamına geliyor. Ancak şu an da biz günümüz insanları masa başında oturarak ekmeğimizi kazanabiliyoruz. Hatta değil parayı kazanmak için, harcamak için bile fazla hareket etmemize gerek kalmıyor. Hayat standartlarının yükselmesiyle iyice tembelleşen ve hareketsizleşen bir toplum haline gelmiş durumdayız. Ve her şeyden önemlisi obezite beraberinde başka sağlık sorunlarını da getirmekte, bu da toplum üzerinde maddi ve manevi bir yük oluşturmaktadır.

 

Ülkemizde obezite oldukça yaygın olarak görülmektedir. Kadınlarda her üç kişiden biri fazla kilolu, her dört kişiden biri obezdir. Erkeklerde ise yine her üç kişiden biri fazla kilolu, her on kişiden biri de obezdir. Ayrıca yapılan araştırmalar göstermektedir ki, obezite salgın bir hastalık gibi gün geçtikçe daha da sık görülmektedir.

 

Kalıtım, sağlıksız ve yüksek enerjili gıdalarla beslenme ve fiziksel aktivite eksikliği şişmanlığın oluşma nedenleridir. Beden ağırlığının denetimini sağlayan hormonal ve sinirsel faktörler, yağ hücrelerinin sayısı, büyüklüğü, bedenin hangi bölümlerinde dağılacağı ve bireyin bazal metabolik hızı kalıtımsaldır. Aşırı yağlı ve şekerli besinlerin tüketilmesi, uzun süre enerji alımının yüksek olması, bu sırada da fiziksel aktivitenin, enerji harcamasından düşük olması kilo alımıyla sonuçlanır. Kilo almaya başlayan birey hareketsizleşir ve hareketsizleştikçe daha çok kilo almaya başlar. Bu yüzden bu döngüye dikkat etmek lazım.

 

Obezitenin tedavi süreci içerisinde kombine bir tedavi de önemli bir rol taşımaktadır. Beslenme programının düzenlenmesi ve fiziksel aktivitenin arttırılması obezite tedavisinde öncül basamaktır. Ancak beslenme programının geçici olması durumunda kaybedilen kiloların geri alınması kaçınılmaz bir sonuç olarak karşımıza çıkmaktadır. O yüzden tedavinin bir süreç gibi görülmesi yerine, hayat tarzı ve alışkanlıkların düzenlenmesi yolunda bir eğitim olarak algılanması şarttır.

 

Vücut ağırlığını kaybederken, vücudumuzdan yağ ve protein kaybederiz. Eğer doğru bir zayıflama programı ile yola çıkarsak ve haftada 0;5-1 kg kadar verirsek yağlı kütleden kaybederiz ki zaten istenilen de budur. Yanlış yapılan zayıflama diyetleri bizi hızlı zayıflatır ve proteinimizi kaybetmemize yol açar. Bu durumda da vücudumuzda yağlı kütle azalmamış ancak yağ yüzdesi artmış olur. Bu da sağlık açısından uygun değildir.

 

Zayıflama programından kasıt diyet, egzersiz ve beslenme alışkanlıklarının değiştirilmesi yönünde uygulanacak bir beslenme eğitimidir. Eğer bu şekilde başarıya ulaşılamazsa veya çok daha özel durumlarda ilaç tedavisi ve diğer yöntemler uygulanabilir. Ancak amaç beslenme alışkanlıklarının iyi yönde gelişmesi için yapılacak davranış değişikliğidir.

 

Diyet çok düşük enerjili olmamalıdır. Ayrıca kişiye özel, kişinin uygulayabileceği bir program olmalıdır. Az az sık sık öğünler tüketilmeli, diyet yapılıyor diye yeterli beslenmekten vazgeçilmemelidir. Çok düşük enerjili diyetler yapılırsa vücudun metabolik dengesi bozulur, anemiler oluşur ve bununla birlikte kilo vermede bir yerde durur. Ayrıca hızla kaybedilen kilolar diyet bittiği anda tekrar hem de fazlasıyla geri alınmaktadır. Yanlış yapılan diyetlerle vücudumuza fark etmeden zarar  vermekteyiz. Hızlı kilo verirken bu bize kar gibi gözükse de aslında uzun vadede zarara uğramışızdır. Diyet kişinin vitamin ihtiyacını karşılayabilmeli, vitamin ve mineral ihtiyacına cevap verebilmeli, enerji açısından yeterli olabilmeli, kişiye diyet yaptığını hissettirmemeli ve kişiye özel olmalıdır. Kaş yaparken göz çıkarmamak, diyet yaparken de sağlıktan olmamak gerekir.

 

Diyet denilen bu tedavinin bir süreç olarak algılanmaması bunun bir davranış haline gelmesi çok önemlidir. Diyet işimiz bittiğinde rafa kaldıracağımız bir matbu olmamalı bizim için, davranışlarımıza yansımalı, hayatımız haline gelmelidir. Kendimizi iyi gözlemlemeli ve zaaflarımızı iyi bilmeli ve bununla başa çıkabilmesini öğrenmeliyiz. Seçimlerimiz, alışverişimiz, yemek yapışımız, sofra düzenimiz ve yemeği yeme tarzımız bile değişmeli gerekiyorsa!

 

Bu sırada egzersizi de unutmamak lazım! Egzersiz enerji için yağ dokusunun harcanmasında etkilidir. Ayrıca, değil zayıflamak için, sağlıklı olmak için de egzersiz yapmalıyız. Ağırlık kaybının devamını sağlamak için egzersiz gerçekten işe yaramaktadır ve kaybedilen ağırlığı korumak için bazı egzersizler hayat boyu sürdürülebilir. En güzel egzersiz açık havada yapılacak tempolu yürüyüştür. Hem bu sırada açık havanın etkisiyle psikolojik olarak da rahatlarız.

 

Kaybedilen ağırlığı korumak, zayıflamaktan daha zordur aslında. Eğer bu beslenme tarzını hayat tarzı haline getirmezse, bireyin kaybedilen kiloyu fazlasıyla geri alması kaçınılmazdır. Kilolarımızı kaybetmemiz, zayıflamamız bizim kendimize olan güvenimizi arttırabilir ve diyet bitti nasıl olsa diye her istediğimizi istediğimiz şekilde tüketmeye başlarız. O zaman yeniden kilo alırız, hem de eskisinden de kolay… çünkü diyet esnasında vücudun metabolizması yavaşlamıştır.

 

Sonuçta şunu unutmamalıyız ki, bünyemiz kilo almaya müsaitse ve biz bunun farkındaysak, o zaman sürekli olarak beslenmemize dikkat etmeliyiz ki bu da ancak diyetin davranışlarımızı değiştirmesi ile mümkündür.

 

 

 

Dyt. Elif KESKİN

YORUMLAR
Ad Soyad  
Rumuz  
Yorum    
Görüntülenecek veri yok

Diğer Makaleler

Powered By Nar Bilişim