Kilo Verme Hikayesi

Dyt. Nesrin Kır Alkan
 KİLO VERME HİKAYESİ


“kaybettiğiniz tek şey kilolarınız olacak” ,  “zayıflamak hiç bu kadar kolay olmadı” ,

“ayda 6-8 kilo vereceksiniz” , “eklem ağrılarına son” , “kelliğe son”

Dünyada bu tarz vaatlerde bulunan ürünlerin üretimi ve piyasaya sürülmesi için trilyonlar harcanmaktadır.  Yetişkinler,  maalesef ki bazen de çocuklarda, hedeflenen grup üzerine yapılan bu hileler “sağlık sahtekarlığı”nın en yaygın örneklerini oluşturmaktadır.  Sağlık sahtekârlığı, insanları zayıf noktalarından yakalayıp kandırarak sadece para kazanmayı hedefler. Kullanılan ise; tamamen doğal ürünler.

Yukarıdakilere benzer cümleler duyduğunuz ya da okuduğunuz yer her neresi ise öncelikle bu cümleleri sarf ederken hedeflediklerinin ne olduğunu anlamaya çalışın. Gerçekten size müjdeli bir haber mi vermek istiyor yoksa reklam mı yapıyor. Ve bu cümleyi kuran kim?

Çoğu meselede olduğu gibi bu konuda da bu kadar çok ve kolay kandırılmamızın nedeni; bilinçsiz oluşumuz. Araştırmamaya ve okumamaya olan düşkünlüğümüz. Bize sunulan yalan dünyaya büyülenerek hemen aldanıyor oluşumuz.  Derdin bize neden geldiğini, nasıl geldiğini, neden gitmediğini hiç sorgulamadan çare süsü verilmiş çaresizliklere gözü kapalı koşuşumuz. İşin en üzücü yönü ise; iman etmiş bireyler olarak, emaneti (vücudumuzu) başkalarına satıyor oluşumuz.

Çağımızda doğru bilgi kaynaklarının sayısı giderek artmakla birlikte, şüpheden tamamen kurtulmak ve doğru bir yol belirlemek oldukça zor olmaktadır. Körü körüne bir tedaviyi reddetmek de maalesef durumu kurtarmamaktadır.

Bu tarz ürünlerde genellikle savunulan şey; ürünün bitkisel kaynaklı oluşudur. Bitkisel olduğu zaman güvenilir imajı verilir. Tüm ilaçların kökeninin aslında bitkilere dayandığı göz ardı edilmektedir. Yan etki ilaçlarda olduğu gibi bu ürünlerde de olacaktır mutlaka. Bitkisel kaynaklı ürünler hakkında yapılan araştırmalar son zamanlarda hız kazanmış olup maalesef ki yeterli düzeyde değildir. Bu yüzden bitkisel kaynaklı ürünlerinin ya da vitamin-mineral takviyelerinin üzerinde net olarak tedavi şekli, hangi hastalıklara karşı koruyucu olduğu, etken madde ve etken maddenin doz aşımı belirtilememektedir. Ürünlerinin üzerinde bunlara dair bilgiler yerine sadece bitkisel ürünleri desteklemek üzere bir takım yetersiz kanıtlar yer almaktadır.

Bir diğer durum da bitkinin etken maddesinin tam olarak bitkinin neresinde bulunduğuna bakılmaksızın tüm bitkinin sadece bu etken maddeden ibaret olduğu anlayışı ile üründe tüm bitkinin ya da bitkinin sadece rastgele bir bölümünün kullanılmasıdır.. Örneğin; bitkinin yaprağındaki bir etken maddenin belirlenen rahatsızlığa iyi geldiği bulunmuştur ve bitkinin yapraklarının kullanılması beklenir olağan rahatsızlık için.  Yapılan araştırmalar yaprak üzerine yoğunlaşmış iken biri çıkar ve bu bitkinin çiçeğini size o rahatsızlığa karşı koruyucu olduğu iddiası ile pazarlar. Bitki aynı bitkidir. Bu yüzden dışarıdan bakıldığında sorun gözükmemektedir. Ama şifa da yoktur. Belki de zarar bile vardır.  Günümüzde kullanılan bitkisel destek ürünlerinde sık rastladığımız bir durumdur bu.

Besin destek ürünlerinin en yaygın kullanım alanının zayıflama için olduğu muhakkak. Zayıflamada ise tek yol “yaşam tarzı değişikliği” dir. Yaşam şeklini değiştirilmeden zayıflanacağı ve öyle kalacağı düşüncesi mutlaka düzeltilmelidir. Zayıflamak için öncelikle sağlık kontrolünden geçerek sağlık durumu öğrenilmeli ve bu bilgiler ve kişisel özellikleri doğrultusunda kişiye özgü beslenme ve hayat programı, uzmanları tarafından oluşturularak kısa vadeli hedeflerle ve kontroller bırakılmaksızın, yaşam şekli, kişi bile farkında bile olmadan değişir. Bu yol kalıcı sağlık için gereklidir. Hızlı sonuç verecek ürünler, mucize vaatler, pahalı diyet takviyeleri, ünlü diyet listeleri bunu sağlamayacaktır.

Bu ürünlerin kullanımının genellikle sonucu ise; beklentilerini boşa çıkması nedeni ile yaşanılan hayal kırıklıkları, güvenilir sağlık tedavisinin gecikmesinden doğan kayıplar, gereksiz harcamalar ve en ciddisi ise potansiyel sağlık zararları.

Vücudumuzun muntazam şekilde çalışan paha biçilemez değerde bir organizma olduğunu biliyoruz. Aynı mükemmel işleyen bir makine gibi. Makine mükemmel dahi olsa bakıma ihtiyacı vardır. Bakım için kullanılan malzemeler, kullanılacak yağın kalitesi ve miktarı makinenin bakımdan sonraki performansını belirler. Kalite düştükçe performans da düşecektir. Ve bazen kalitenin düşmesine bağlı, bazen kullanımın yoğunlaşması ,bazen ise daha farklı nedenlerden ötürü makine arıza verebilmektedir. Makinenin arızasını anlamanın ve dahası onu tekrar tamir ederek çalışır duruma getirebilmenin yolu basittir. Makine parçalarına ayrılır, sorunlu olan parça değiştirilir ya da tamir edilir. Vücudumuzu makineye benzetsek de rahatsızlık durumunda aynı işlem yapılamamaktadır. Bu yüzden önemli olan vücudumuza mümkün olduğunca koruyucu hekimlik yapmak ve tedavi edici hekimliğe oldukça az gerek duymaktır. Makinenin bakıma ihtiyacı olduğu gibi, vücudumuzun da vardır. Orucu ve uykuyu buna ufak bir örnek olarak verebiliriz. Makinenin yağının, kalitesinin ve miktarının önemli oluşu gibi; vücudumuza aldıklarımızın  (yediğimizin ve içtiklerimizin) ve miktarlarının da önemli vardır. Yiyeceklerimizin kaliteli olması yani besin değerlerinin kaybolmamış olması aynı zamanda doğru yiyecekleri doğru oranda almamız vücudumuzun muntazam işleyişini bozmamak adına elzemdir. Ne olduğundan emin olmadığımız ve vücuda gereksiz yiyecek, içecek ve besin takviyelerinin vücudumuza girmesi ise, makinenin yağ haznesini su ile doldurmak demek olabilir.

Herhangi bir diyet takviyesi ve ya bitkisel ilaç kullanmadan önce, ürün kullanmanın gerekliliği ya da gereksizliği, tam etkileri, ürüne alternatif diğer yöntemler hakkında bilgi almak için mutlaka işinin ehli olan, insan sağlığını sürekli olarak takip eden, deneyimli bir hekim veya beslenme uzmanı/diyetisyene danışılmalıdır.

 Yediğiniz yiyeceklerin çeşitleri, kullandığınız ilaçlar vb durumların kullanmayı planladığınız ürünün etkisini azaltabileceğini, arttırabileceğini ve ya size zararı olacak şekilde değiştirebileceğini unutmamak gerekmektedir.

Eğer kullanılacak olan ürün, bir besin desteği ise öncelikle vücudun o desteğe ihtiyacının olup olmadığı öğrenilmelidir. Vücudun o besin öğesine karşı bir eksikliği olmamasına rağmen, besin takviyesi yapmak vücudu yormaktan –böbrekleri fazla mesai yaptırarak o öğeleri dışarı attırmaktan- başka bir işe yaramayacaktır. Vitamin ve minerallere vücudun o an ihtiyacı yok ise vücut bunları depolamayacak ve atma yoluna gidecektir.

Beden ve ruh sağlığımızı korumak adına üzerinde çalışma yapılmış ve doğruluğu kanıtlanmış -ürünlerinin etkilerinin tam olarak belirlenmesi için en az 10 yıllık bir süre geçmesi gerektiğini de unutmadan- yöntemleri kullanmak en doğrusudur. Örneğin formda kalmak için sağlıklı beslenme, düzenli ve uygun fiziksel aktivite, sağlıklı yaşam şeklinin gerekliliğini destekleyen pek çok bilimsel kanıt vardır.

            Yapılması gereken en doğru şey; Yeterli ve dengeli beslenmeyi öğrenmek ve uygulamaktır.  Bir çok araştırma ile kanıtlanan ve deneyimler ile sabitlenen şey, yeterli ve dengeli beslenme sağlandığında vücut için gerekli besin öğeleri, fonksiyonel besinler yerli yerine yerleşecek ve zaten vücut en yüksek düzeyde verim ile çalışmasını sürdürecektir. Vücudun en yüksek düzeyde çalışması, muhtemel rahatsızlıklara (obezite, yüksek tansiyon, kolesterol yüksekliği, vb…) karşı zaten koruyucu olacaktır. Eğer bir hastalık yaşanmakta ise de, uygulanılacak tedavi asla kendi kendine ve kulaktan duyma vaatlerle olmamalıdır.

Diyetisyen Nesrin Kır Alkan

YORUMLAR
Ad Soyad  
Rumuz  
Yorum    
Görüntülenecek veri yok

Diğer Makaleler

Powered By Nar Bilişim