GILLES-ERIC SERALINI'den MÜTHİŞ GDO GOLÜ!

İsmail Hakkı Tekiner

 

 

 

 

 

Gilles-Eric Séralini’ den Müthiş GDO Golü!

 

 

Sevgili Okuyucularım,

 

Dün itibariyle internet ortamına Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO) hakkında bir haber düştü. Haber kaynağı Fransa gösterildi. Doğal olarak haberin dayandığı orijinal araştırma makalesine ulaşmak ve doğru mudur değil midir öğrenmek istiyordum ki İstanbul Üniversitesi DETAE Moleküler Tıp Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Oğuz ÖZTÜRK Hocamdan gelen e-postada aradığıma kavuştum.  Meraklısı için kaynak bilgilerini veriyorum:

 

Gilles-Eric Séralini, Emilie Clair, Robin Mesnage, Steeve Gress, Nicolas Defarge, Manuela Malatesta, Didier Hennequin ve Joël Spiroux de Vendômois. (2012). Long term toxicity of a Roundup herbicide and a Roundup-tolerant genetically modified maize. Food and Chemical Toxicology. In press.

 

Seralini ve arkadaşları oturmuşlar, düşünmüşler, etkileyici bir deneysel model oluşturmuşlar, parayı bulmuşlar, araştırmayı titizlikle uygulamışlar ve sonuçları bilim tüm insanlığın mirasıdır diyerek yazmışlar, uluslararası iyi bir dergi olan Food and Chemical Toxicology’ ye (Gıda ve Kimya Toksikolojisi) göndermişler, dergi editörlüğü de teamüller gereği hakemlere göndermiş, hakemler demek tarafsızlar ve eş dost ilişkilerinde değiller ki çalışmayı okumuşlar ve yayınlanmasını uygun bulup dergiye geri göndermişler, dergi editörlüğü de daha baskıya girmeden elektronik ortamda Dünya okusun öğrensin diye yayınlamış. Hepsinin ellerine sağlık. Sağ olsunlar…

 

Şimdi önce bu Seralini kimdir? Prof. Dr. Seralini, Caen Üniversitesi Biyoloji Enstitüsünde olup, özellikle GDO hakkında düzenli olarak deneysel tabanlı araştırmaları yayınlanan Fransız bilim adamıdır. Bu son çalışmasında özetle şu işi becermiş: önce ekibini kurmak için sağlıklı erkek ve dişi sıçanları aramış bulmuş, karşısına oturtmuş ve tane tane projedeki görevlerini anlatmış. Demiş ki; arkadaşlar, Monsanto Firmasının tüm insanlığın hayrına geliştirdiği zararlı bitkileri yok etmek için kullanılan kimyasal ilaçlara karşı dayanıklı genetiği değiştirilmiş mısırı var. Şu ahir zaman ömrünüzde iki yıl birlikte çalışmaya var mısınız? Sosyal güvenceleriniz olacak. Sizlere temiz ve rahat kafes verilecek, ışık, sıcaklık, temiz hava sağlanacak, bakımınız uzman ellerce yapılacak, istediğiniz kadar su içebileceksiniz ancaaaaaakkk sizlerden tek isteğim günde 3 öğün Monsanto GDO mısırın katıldığı özel yemi 2 yıl boyunca yiyeceksiniz. Bu teklifi duyan sıçanlar hep birlikte aynı ağızdan “oluuuurrrrrrrrrrrrr” diye sevinçle bağırmışlar. Sıçanlar kendi aralarında istişare ederek "bu işin sonu hayırlı değil ama her gün tavuk gibi yaşamaktansa iki yıl horoz gibi iyi koşullarda yaşarız  ve bari insanoğluna bir katkımız olsun" demişler.

 

Neyse, Seralini Hoca ve arkadaşları 2.yılın sonunda çalışmalarını tamamlamışlar. Helalleşip ebediyete yolladıkları sıçanları kesip açıp bakıp incelediklerinde bir de ne görmüşler biliyor musunuz? Anlatayım, dişi sıçanlarda ölüm oranı diğer gruplara göre 2-3 katı hızlı ve yüksek gerçekleşmiş, büyük meme tümörleri gelişmiş, hipofiz iş göremez hale gelmiş, cinsiyet hormonu dengeleri alt üst olmuş. Dişiler bitmiş… GDO ile beslenen erkek sıçanlar içinde durum pek parlak değilmiş… Diyorlar ki ölüm oranı erkeklerde de yükselmiş, adamların kahırdan ve alkolden değil bildiğiniz GDO mısırdan karaciğerleri patlamış, nekroz yani ölü doku yani kangren olmuşlar, böbrekler iflas etmiş, Adamlar da bitmiş…

 

2010 yılında TÜBİTAK’ a 2 defa yaptığımız proje başvurusuna gelen yanıttan küçük bir kuple paylaşmak istiyorum: Bu çerçevede yapılan değerlendirmeler sonucunda, önerilen projeler arasında yer alan 110S115 numaralı ve "Genetiği Değiştirilmiş Gıdalarla Beslenmenin Sıçanlarda İmmün Sistem Üzerine Etkisi" başlıklı proje önerinize destek verilememiştir. Vatan sağolsun….

 

Seralini Hoca ve arkadaşlarının yayınladıkları araştırmalarıyla neredeyse yakın benzerlik taşıyan bir deneysel kurguydu bizim başvurumuz… Gıda Mühendisliği Bölümü ve 3 Tıp Fakültesiyle birlikte verilmişti… TÜBİTAK tarafından orijinal bulunmamıştı. Made in Europe ya da Made in USA olunca orijinal olur; Made in Turkey olunca orijinal olmaz…

 

Sözün özü işte bu sıçanlar bu çalışmaya verdikleri katkıları sebebiyle hakikaten saygı duyulacak varlıklar… Geçen yazımda haklarında bahsettiğim hastalık yapıcı toplum mikroplarına adeta ders verdiler. Bu çalışmaya katılan sıçanlara hakikaten saygı duyuyorum… Hepsini minnetle anıyorum…

 

Ben, ülkemin ve ulusumuzun içine düştüğü ve düşürüldüğü pek çok durumdan utanıyorum… Sizler hiç utanmıyor musunuz?

 

İki hafta sonra bir başka yazımda buluşana kadar sağlık ve esenlikle kalın…

 

 

İsmail Hakkı TEKİNER

İstanbul Aydın Üniversitesi

Gıda Mühendisliği Doktora Programı

Alexander von Humboldt Vakfı Gıda Güvenliği Genetik Araştırma Laboratuvarı

 

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız: http://www.diyetonline.com/Ismail_Hakki_Tekiner-yazar-274.aspx

YORUMLAR
Ad Soyad  
Rumuz  
Yorum    
Görüntülenecek veri yok

Diğer Makaleler

Powered By Nar Bilişim