GDO HAKKINDA BÜYÜKLERE MASALLAR-2

İsmail Hakkı Tekiner

 

 

GDO HAKKINDA BÜYÜKLERE MASALLAR - 2

 

 

 

 

Sevgili Okuyucularım,

 

Gıda Güvenliği konusunda gündemi doğru veya yanlış işgal eden pek çok konuyu halka nasıl anlatmak lazım? Çoğu kişinin asla anlamayacağı ve kendine özgü bir iletişim tarzı olan yalın bilimsel sonuçları yüksek perdeden söyleyerek mi? Yoksa halka biraz merak aşılayarak doğru bilgiye nasıl ulaşabileceğini öğreterek mi?

 

8. yazımda günümüz toplumlarında hızla artan morbiditesi ve mortalitesi yüksek diyabet, kardiyovasküler hastalıklar, obezite ve kronik enflamatuar süreçlere maruz kalmak gibi olumsuz sağlık şartlarına GDO'lu gıdaların katkısının yeterince net olmadığından bahsetmiştim. Bu konuda yapılmış en kapsamlı iki GDO ve sağlık açısından iki araştırma sonucunu sizlerle paylaşmak istiyorum.

 

Finamore (2008), sıçanları 30 ve 90 gün süreyle beslediği transgenik bezelyenin CD4+Th2 tip enflamasyona neden olduğunu raporlamıştır. T ve B tipi hücrelerde değişimler görmüştür. Deney sonunda sindirim sistemi CD4+, CD8+ değerlerinde olması gerekenden düşük ölçümler almış; IL-6, IL-13, IL-12p70 ve MIP-1 parametrelerinde artış saptamıştır. GDO’lu ürünlerle beslenme ve İmmün yanıt parametreleri arasında yakın ilişki olduğunu açıklamıştır.

 

Schroder ve arkadaşları (2006), sıçanları genetiği değiştirilmiş pirinç ile 90 gün beslemiştir. Hematolojik ve biyokimyasal parametreleri, beyin, kalp, böbrek, karaciğer, lenf nodülleri, pankreas, mide, testisler, tiroit organ ve dokularının ağırlıklarını ölçmüş, histopatolojik muayenelerini yapmıştır. Sonuç olarak üre ve glikoz plazma yoğunluklarında ortalama %10 -%13 artış gördüğünü raporlamıştır. Ancak tüm bu değişimlerin kabul edilen değerler arasında kaldığını açıklamıştır.

 

Ben size GDO hakkında bir ipucu vereyim; Gece sıcak yatağınızda uykunuzdayken kapınıza vurulduğunu duyuyor ve heyecanla hayırdır inşallah diyerek kalkıyorsunuz. Gözlem deliğinden dışarıya bakıp, yanan dış sokak ışığına rağmen kimseyi göremeyince ister istemez ürperiyorsunuz.  İçinizden bir ses size kapıyı açmanızı sinsice söylüyor. Kapıyı açıp dışarı bakıyorsunuz ki bir den şaşkınlığınız artıyor. Aman Allah’ım kapı eşiğinde kundağı içinde bir bebek sizi meraklı bakışlarla süzüyor. İnsani içgüdülerle bebeği alıyor ve tekrar içeri giriyorsunuz. Artık yabancı bir canlı ile baş başa kaldınız.

 

Aklınıza ilk ne gelir? İlk ne hissedersiniz? Bilim adamı değil sade bir vatandaşsınız? Sade bir vatandaş olarak aklınıza ilk ne gelirse gelsin hepsi de doğrudur.

 

Yanlışınız ise aklınıza gelen ilk basit sorunun yanıtını aramıyor oluşunuzdur.

 

Bence artık aksi ispat edilene kadar “Karanlık Çağa” hoş geldiniz.

 

Dokuzuncu yazımda yeni bir konu ile buluşana kadar sağlık ve esenlikle kalın.

 

İsmail Hakkı TEKİNER

İstanbul Aydın Üniversitesi

Gıda Mühendisliği Bölümü Doktora Programı

Alexander von Humboldt Vakfı Gıda Güvenliği Genetik Araştırma Laboratuvarı

 

 

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız: http://www.diyetonline.com/Ismail_Hakki_Tekiner-yazar-274.aspx

 

 

YORUMLAR
Ad Soyad  
Rumuz  
Yorum    
Görüntülenecek veri yok

Diğer Makaleler

Powered By Nar Bilişim