Antibiyotik Direnci ve Pirus Zaferi - 4

İsmail Hakkı Tekiner

 

 

 

 

Antibiyotik Direnci ve Pirus Zaferi - 4

 

Sevgili Okuyucularım,

Uzun bir aradan sonra kaldığımız yerden devam edelim…

Antibiyotiğe dirençli mikroorganizmaların tedavilerde sorun çıkardığı ve elimizdeki antibiyotiklerin kısmen işe yaramadığını görmekteyiz. Bu tür mikroorganizmalar, artık pek ortamda bulunmaktalar. 1940’lı yıllarda fark edilmelerine rağmen aradan geçen onlarca yıl ardından klinik ortamlarda, gıda kaynağı hayvanlar, meyveler ve sebzelerde, doğal ortamda yaşan canlılarda, toprakta, suda, insanlarda görülmekteler. Nasıl insanoğlu türünü devam ettirebilmek için genetik materyalini en iyi şekilde kullanmaya çalışmaktaysa, mikroorganizmalarda genetik materyallerini türlerinin devamı için en etkin şekilde kullanmaya çalışmaktadır.

 

Değişim, başkalaşım, evrim ne derseniz deyin, vücut hücre sayımız olan 10 trilyon hücrenin 10 katı daha fazla sayıda yani 100 trilyon mikroorganizma vücudumuzda barınmaktadır. Sayısal çoğunluk ellerinde… Bu ilişki ve mikroorganizmalar ile mücadele bana Pirus Zaferini hatırlattı. Yunan Epir Kralı olan Pirus, güçlü ve büyük ordusu dönemin ağır tankları sayılacak filler eşliğinde Romalıların üzerine sürmüştü. Kanlı geçen savaş neticesinde Kral Pirus, Romalıları yenmiş ancak ordusunun neredeyse tamamına yakınını kaybetmişti. Neticede, elinde hedeflerini gerçekleştirmek için kullandığı ordusu kalmayınca, zaferinin siyasi sonuçlarını toplayamamıştı. Askeri ve siyasi literatüre giren Pirus Zaferi, mikroorganizmalara karşı sürdürdüğümüz amansız savaş araçlarımız olan penilisin başta olmak üzere diğer antibiyotiklerin sonunu mu getirmektedir. Daha ilginç bir detay ise, hayatında hiç antibiyotik kullanmamış kişilerden elde edilen izolatlar antibiyotiğe direnç geliştirmiş mikroorganizmaların varlığına işaret etmektedir…

 

Bilim dünyası bu soruna karşı farklı çözümler bulmak için çalışmaktadır… Kral Pirus’ un sonuçsuz zaferi, yeryüzünde biz İnsanoğlundan çok daha öncelerden bu yana var olan mikroorganizmaların direncini anlatmak için benzerlik mi taşımaktadır?

 

Geçtiğimiz Haziran ayında Almanya Ansbach Üniversitesi Biyoteknoloji Mühendisliği Bölümünde konuk olarak verdim. Derslerden birisi, 18.yüzyılda yaşayan büyük bir Alman filozofun literatüre kazandırdığı “Zeitgeist” terimini kullanarak gıda güvenliğinde moleküler yaklaşımlar üzerine kurgulanmıştı. Zeitgeist, zamanın ruhu şeklinde dilimize çevrilebilir ve özellikle siyasi ve sosyal konularda düşünürler tarafından sıklıkla tercih edilmektedir.

 

Fen Bilimleri için durumunda pek farklı olduğunu düşünmüyorum… Gıda Güvenliğinde zamanın ruhunu göz önünde bulundurmak, insan ve mikroorganizma arasında akıl-vücut ilişkisini anlamak ve bu iki türün aslında birbirlerinden farklı düşünülemeyeceklerini anlamak pek çok sorunu çözmemize yardımcı olabilir?

 

Sonuç olarak, tüm disiplinler birbirleriyle bir şekilde etkileşim içindedir. Mühim olan bu farkındalığı görebilmektedir. Gelecek, zamanın ruhuna göre şekillenecek ve Pirus Zaferinden alınacak derslerle kurgulanacaktır.  

 

Tekrar buluşana kadar sağlık ve esenlikle kalın…

 

İsmail Hakkı TEKİNER

İstanbul Aydın Üniversitesi

Gıda Mühendisliği Doktora Programı

AvH Vakfı Gıda Moleküler Biyolojisi Araştırma Laboratuvarı

 

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız: http://www.diyetonline.com/Ismail_Hakki_Tekiner-yazar-274.aspx
YORUMLAR
Ad Soyad  
Rumuz  
Yorum    
Görüntülenecek veri yok

Diğer Makaleler

Powered By Nar Bilişim