AKIL SAĞLIĞINI KORUYUCU DİYET ARANIYOR

İsmail Hakkı Tekiner

 

 

 

 

 

AKIL SAĞLIĞINI KORUYUCU DİYET ARANIYOR

 

 

Sevgili Okuyucularım,

 

Bu hafta yalın bilimsel konulara değinmek nedense pek içimden gelmiyor.  Özellikle son haftalarda insanı kahreden gelişmeler, haberler ve acılar sebebiyle acaba “Akıl Sağlığını Koruyucu Diyet” var mıdır yok mudur düşünmeye başladım. Beslenme ve Diyetetik uzmanlık alanım değildir. Sağlık Bilimlerinin kapsama alanına 3G teknolojisi gibi balıklama atlamak hedefim de olmamıştır. Sadece eski bir Fin atasözü olan “Sağlam kafa, sağlam vücutta bulunur” çerçevesinde yazı başlığını internet ortamında araştırmak istedim. Google’da şimdi sırasını vereceğim anahtar kelimelerle tarama yaptığımda aşağıdaki sonuçlara ulaştım:

 

                             “Akıl sağlığını koruyucu diyet                     109.000 sonuç.

Akıl sağlığını koruyucu                               126.000 sonuç.

 Akıl sağlığı                                                   1.340.000 sonuç.

 Akıl                                                                3.570.000 sonuç.

 

 

Tablo ortada: “Akıl sağlığını koruyucu diyet” pek rağbet görmüyor işte!

 

Hemen her gün tahammül etmek durumunda kaldığımız kişilerin en dikkat çeken özelliklerini düşündüm. İnsan olarak istiyorum ki âdem görünümlü bu patojen mikroorganizmalara karşı önleyici bir güvenlik yaklaşımı ya da koruyucu diyet geliştirilebilir mi? Bu patojenlerin ilk dikkat çekici özellikleri artık toplum içinde muteber görev ve konumlarda olmalarıdır. Bu saptama yükseköğrenim yerleştirme sınavlarının artık seçici olmadığını ortaya somut şekilde koymaktadır?… İkincisi, Allah vergisi harika yalan söyleme yetenekleridir… Üçüncüsü, yerine getirmedikleri mesuliyetlerini hedef saptırıp başka bir kişi ya da kuruma atabilmeleridir. Ayaklarında topu hiç tutmamakta hemen çıkarıp oyuna sokmaktadırlar… Dördüncüsü, onlarca yıldır işlerine gönül vermiş zavallı orta direk tavşanları utandıracak şekilde kader kısmet çekebilmeleridir… Beşincisi, müthiş akrobatik yetenekleri olmasıdır… Her türlü taklayı atabilmektedirler….  Altıncısı, genetik olarak sirke sineğiyle aralarında pek fark olmamasına rağmen asaletlerini öne çıkarmalarıdır… Yedincisi, burunlarının dibinde olanı biteni görmeyip, okyanuslar ve kıtalarda seyahat etme istekleridir… Sekizincisi, toplumun her kesimiyle sağlıklı ilişki kuramamaları ama bu durumdan toplumu sorumlu tutmalarıdır… Dokuzuncusu, kaybedilen her evladımıza değil, hane halkı dışında başka evlatlara şefkat göstermeleridir… Onuncusu ve sonuncusu ise insan sevgisi nedir bilmemeleri ve varsa bile sevgilerini açıkça göstermekten çekinmeleridir…

 

İşin enteresan tarafı ise bu patojen mikroorganizmaların konak olarak yerleştikleri toplum içinde malnütrisyon çekmeden her türlü gıdanın tadına bakarak zengin şekilde beslendikleri gerçeğidir.

 

Sonuç olarak bilimsel açıdan “Akıl Sağlığını Koruyucu Diyet” ile patojen mikroorganizmalar arasında ilişki olduğunu ortaya koyacak yeterli kanıt elde edilememektedir.

 

İki hafta sonra bir başka yazımda aklımızı kaçırmadan buluşana kadar sağlık ve esenlikle kalın…

 

 İsmail Hakkı TEKİNER

İstanbul Aydın Üniversitesi

Gıda Mühendisliği Doktora Programı

Alexander von Humboldt Vakfı Gıda Güvenliği Genetik Araştırma Laboratuvarı

 

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız: http://www.diyetonline.com/Ismail_Hakki_Tekiner-yazar-274.aspx

YORUMLAR
Ad Soyad  
Rumuz  
Yorum    
Görüntülenecek veri yok

Diğer Makaleler

Powered By Nar Bilişim